Düğünler, geleneklerin en iyi sergilendiği anlardır. Düğün gelenekleri ilden ile, hatta köyden köye değişir. Dünürlükten gelin getirmeye kadar geçen süreçte bir çok ayrıntı gizlidir.
Düğünlerde uygulanan geleneklerin yöreden yöreye farklılık arz ettiği gibi dünden bugüne de değişime uğradığını söylemek yanlış değildir. Bu bağlamda size dünden kalan bir gelenekten söz etmek istiyorum: Güvey Donatma.
Masal, insanlığın oluşumundan bu yana toplumların gerçekleriyle düşlerini bir arada dile getiren, sözlü gelenekte yaratılıp yaşatılarak günümüze ulaşan anlatılardır diyebiliriz.
Bir de, bu alanın uzmanları olan halkbilimcilerin bu konuda dediklerine kulak verelim. Prof. Dr. Pertev Naili Boratav şöyle tanımlıyor masalı:
“Nesirle söylenmiş, dinlik ve büyülük inanışlarından ve törelerden bağımsız, tamamıyla hayal ürünü, gerçekle ilgisiz ve anlattıklarına inandırmak iddiası olmayan kısa bir anlatı türüdür.”
Japon mitolojisine göre birbiriyle hem kardeş, hem karı-koca olan Gök (İnazagi) ile Yeryüzü (İnazami) kaostan ayrıştıktan sonra gökyüzünün yüzen köprüsünden, tanrısal mücevherlerle süslü bir mızrakla okyanusu karıştırarak, ilk kara parçalarını yaratırlar. Sonra bütün Japon adalarını ve diğer tabiat Tanrılarını doğururlar. Japonya'da 8 milyon ilah vardır. Dağ, ırmak, ateş, gök gürlemesi, fırtına, yağmur, vb. ilahlar dışında her meslek sahibinin de ayrı bir ilahı vardır.
Balkanlar ve Orta Avrupa’da bulunan devletlerin tarihi vesikaları genelde Rumeli’nin fethinden sonra yani Sultan I. Murad’dan itibaren Osmanlı İmparatorluğu ile özdeşleşmiş olup bu gün Türkiye Cumhuriyeti Arşivlerinde mahfuzdurlar.
Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde ise bugün 43.000 civarında vakfiye ve sayıları milyonları aşan belge mevcut bulunmakta ve Osmanlı İmparatorluğunun Kırımdan Basra’ya, Viyana kapılarından Tebriz önlerine, Kuzey Afrika ülkeleri dahil olmak üzere geniş bir sahaya yayılmaktadır.
GİRİS Dinler tarihinde animizm ve totemizm birbirlerinden ayrılmayan ve birbirlerinin içinden dogmus ve gelismis düsünce ürünleridir . İnsan, totem olarak kabul ettigi varlıgın içinde zamanla, kutsal bir ruhun (anima) yasadıgına inanmıstır. Hayvan tapımı da bu totem anlayısından köken alan oldukça eski bir inanıstır. Birçok toplum hayvanları kutsal ya da bazı yörelerde ise dogrudan tanrı olarak kabul etmis ve özellikle Eski Mısır bu konuda çok zengin bir kaynak olusturmustur .