Anasayfa arrow Kitap Tanıtımları arrow TÜRK ÖYKÜCÜLÜĞÜNÜN DEV KÜTÜPHANESİ
TÜRK ÖYKÜCÜLÜĞÜNÜN DEV KÜTÜPHANESİ PDF Yazdır
Cuma, 13 Haziran 2008
 

Yazan: Yılmaz Yılmaz,

Okunma Sayısı : 899    

Beğenilme : 30

Yayınlama yeri : Edebiyat, Kitap Tanıtımı

Yeni Türk Edebiyatında Öykü ( 5 cilt) , Ömer Lekesiz, Kaknüs Yayınları

Türk edebiyatının belki de –son yıllardaki hareketlilik dışta tutulursa- en çok ihmal edilen çocuğudur öykü/hikâye. Çoğu zaman, yazarların ya da şairlerin edebiyatta/yazında sıçrama tahtası olarak kullandığı edebi türdür, desek çok da insafsız bir genelleme yapmış olmayız.
Uzun yıllar roman gibi popülaritesi hiç düşmeyen bir türün etkisi altında kalan öykünün kendi kimliğiyle ortaya çıkmasının tarihini pek de geriye götürmek olası değil.

Öykü üzerine kuramsal yazılar yazan ya da çözümlemeler yapan eleştirmenlerin de bunu roman türü üzerinden yaptığı düşünülecek olursa, öykünün yetimliğini daha iyi anlamış oluruz. Tamamıyla öz kültürümüze ait olan öykünün (hikâyenin) yerini roman çoktan işgal etmiş durumda. Bir yıl içerisinde basılan kitapları tür olarak incelediğimizde romanın her zaman olduğu gibi önde olduğunu görüyoruz. Son dönemde, özellikle genç öykücülerin bu işi sahiplenmesi, eleştirmenlerin yüreklendirmesi ve ustaların yol göstericiliği sayesinde bir yükselme dönemi yaşıyor öykücülüğümüz. Çeşitli öykü armağanlarında, yarışmalarında yeni bir öykü dili/kimliği oluşturma çabası içerisinde olan yazarların ödüllendirilmesi de yükselmenin göstergesi olarak okunabilir.

Türk öykücülüğünün dünü ile bugününü karşılaştırarak okumak; öykü anlayışımızdaki değişmeleri/kırılmaları yansıtan fotoğrafı ortaya çıkarmak demektir. Öykü ve öykücülük üzerine telif edilen gerek kuramsal gerek çözümleyici kitapların birçoğu ideolojik değerlendirmelerle temayüz etmiş, haliyle öteden beri devam eden sağ-sol kutuplaşmasının ürünü olarak ortaya çıktığı için kendi ‘cephesinin dışına’ çıkamamış, ‘öteki’ tarafından okunmamıştır, okunamamıştır.
Dünden bugüne öykümüzün genel durumunu ortaya koymak için hazırlanan seçkiler, antolojiler, derlemeler de maalesef “taraf olma” hastalığından kurtulamamıştır. (“Taraf olmanın” en açık örneği, Cevdet Kudret’in Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman kitaplarıdır. Bu kitabın değerlendirmesi için Ömer Lekesiz’ in Mimlerin Abecesi kitabına bakılabilir.)
İşte burada sözü, Ömer Lekesiz ’in hazırladığı Yeni Türk Edebiyatında Öykü (öykücüler ve öykü anlayışları/öyküler ve çözümlemeleri) kitaplarına getirmekte fayda var.
Öykü üzerine ihtiyaç duyulan bu eser, 1997 yılında yayınlandı ilk olarak. Üstün bir gayret ve çabanın neticesi olarak 2001 yılında, toplam beş cilt olarak, tamamlandı.
Ömrünü öykü ve öykücülük üzerine çalışmalara vakfetmiş bir eleştirmenin usta kaleminden süzülerek inmiş kitap kurtlarının sofrasına. Kısır seçki, derleme anlayışından uzak bir kütüphane çıkmış ortaya. Öykü ve öykücülüğümüzü kavrama, anlama, okuma çalışmalarında bir rehber… 
Nedir Yeni Türk Edebiyatında Öykü’yü bu kadar ‘iyi’ kılan:
1. Ömer Lekesiz’ in sunuş yazında da belirttiği gibi 1890–1990 arası dönemi ele alıyor kitaplar. Yani öykü türünün ilk örneklerinden bugüne uzanan gelişim çizgisini okuma imkânı sunuyor.
2.  Kitapta ele alınan her öykücünün sadece bu vasfı üzerinde durulmuş, yazarın diğer alanlara olan ilgisine çok fazla değinilmemiş. Özellikle  ‘öykücü’ kimliği üzerinde durulmuş, yazarların.
3. Ele alınan her öykücünün kısaca hayatı aktarıldıktan sonra, yayımlanma tarihine göre öykü kitapları verilmiş. Her öykücü için “Öykü Anlayışı” başlığı altında verilen metinler, değerlendirmeler, çözümlemeler, eleştiriler tam bir hazine vasfında. Uzun ve hummalı bir araştırmanın, derlemenin ürünü olan bu bölüm, yazarı birkaç cepheden okuma fırsatı veriyor. Örneğin, Tezer Özlü için ayrılan kısımda (Tezer Özlü’ yü, şu an Yaşamın Ucuna Yolculuk’u üzerine bir yazı yazdığım için örneklendirdim) epey farklı görüşler alt alta verilebiliyor. Bu da kitapta ele alınan yazarların ideolojisi esas alınarak hazırlanmış bir çalışma olmadığının teyidi olsun. Ömer Lekesiz ile Doğan Hızlan’ın taban tabana zıt görüşleri var Tezer Özlü için. Böyle bir farklılığı okuyabilmek kitabın –bence- en büyük artısı.
4. Yukarıda değindiğimiz “Öykü Anlayışı” bölümünü kitaptan örnekler vererek açmaya çalışalım: Oğuz Atay (4.cilt, s.349–368) için ayrılan kısımda, Atay’ın öykü anlayışını verebilmesi için seçilen kaynaklar şunlar: Oğuz Demiralp, yazı ve Yalnızlık; O. Demiralp, Okuma Defteri; Füsun Akatlı, Öykülerde Dünyalar; Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı cilt 5; Barlas Ö. İle Edebiyat eleştiri dergisinde yapılan konuşma… Görüldüğü gibi metinleri seçerken belli bir düşünceye odaklanılmamış, taraf tutma yok yani. Ayrıca çoğu okuyucunun bir araya getirmekte zorlanacağı metinleri bir araya getirerek Oğuz Atay’ ın öykü anlayışının “okunabilmesi” için hazır drajeler sunmuştur.
5. Kitap için geniş bir kaynak taraması yapılmış. Eski-yeni birçok dergiye ulaşılmış: Adam Öykü, Argos, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Eleştiri, Dergâh, Düşler/Öyküler, Hareket, Hece, Hisar, Hürriyet Gösteri, Kayıtlar, Kitap-lık, Nar, Sanat Olayı, Tempo, Türk Dili, Üçüncü Öyküler, Varlık, Virgül, Yaşasın Edebiyat, Yazı, Yazko, Yedi İklim, Yönelişler… Ve adını sayamadığımız onlarca ansiklopedi, yüzlerce kitap…
6. Kitabın bir başka özgün yanı ise çözümlemeler… Hemen her öykücünün öykü anlayışını yansıtması bakımından en ideal öykü seçilmiş ve teşrih masasına yatırılmış. Çözümlemeler “öykücülük” adına hiçbir tarafta durmuyor. Olabildiğince nesnel bir tutum söz konusu. Örneğin yazar, Füruzan’ın Çocuk öyküsü için şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “… çok insani ve gerçekçi oluşundan dolayı nefret ettiğimizi söyleyelim “Çocuk” öyküsünden. Ve onun her halükarda çok güzel, dünya edebiyatının şaheserleri arasında yer alacak kadar güzel bir öykü olduğunu belirtmeden de geçmeyelim.”  Ufuk açıcı, özgün değerlendirme ve çözümlemeler…
7. Taranan eserler açısından da ele alınan öykücüler açısından da tam bir kütüphane olma vasfı taşıyor eser. Beş ciltte toplan 103 öykücü yer alıyor. Her cilt için seçilen öykücülerin sıralamasında, öykü kitaplarının ilk yayın tarihini esas alıyor. Ayrıca taranan 103 öykücü hakkında genel bir değerlendirmenin olduğu tam 60 sayfalık bir kısım yer alıyor ki tam bir hazine…
8. Ele alınan öykücülerden bazıları: Halit Ziya, Mehmet Rauf, Halide edip, Nahit Sırri, Umran Nazif, Sabahattin Ali, Sait Faik, Bekir Sıtkı Kunt, Samim Kocagöz, Orhan Kemal, Haldun Taner, Nezihe Meriç, Tahsin Yücel, Kemal Tahir, Feyyaz Kayacan, Leyla Erbil, Sevim Burak, Rasim Özdenören, Selim İleri, Mustafa Kutlu, Tomris Uyar, Durali Yılmaz, Tezer Özlü, Necati Mert, Pınar Kür, Hüseyin Su, Cemil Kavukçu, Jale Sancak, Ayfer Tunç, Cemal Şakar…

Son olarak; bir kitap tanıtım yazısı formatının çok dışında bir yazı oldu, bu yazı. Ömer Lekesiz’ in Yeni Türk Edebiyatında Öykü kitabını hakkıyla ele alan ve tanıtan bir yazı olmadığının da farkındayım.  Söylediklerimiz, sadece, bir kitapseverin, bir öykü düşkünün “çocukça sevinci” olarak ele alınmalı. Böyle bir “kütüphaneye” sahip olmanın verdiği tarifsiz sevincin ifadesidir, söylemeye çalıştığımız her şey. Ömer Lekesiz iyi ki böyle bir kütüphane kazandırdı bizlere…

   
Alıntı Yap
Favori
Yazdır
E-mail Olarak Gönder
İlgili Makaleler
Save this to del.icio.us

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >

AllVideos Reloaded for Joomla 1.0

Loading Clock...

Rastgele Resim

joomla_logo_black.jpg