Anasayfa arrow Dilbilim arrow ANGLO-TURCICA: TÜRK-İNGİLİZ DİL İLİŞKİLERİNİN EN ESKİ YADİGÂRLARI-II
ANGLO-TURCICA: TÜRK-İNGİLİZ DİL İLİŞKİLERİNİN EN ESKİ YADİGÂRLARI-II PDF Yazdır
Perşembe, 12 Haziran 2008
 

Yazan: Yrd. Doç. Dr. Osman KARATAY,

Okunma Sayısı : 1006    

Beğenilme : 30

Yayınlama yeri : Türkoloji, Dilbilim

2. BODY ~ BOD > BOY
İngilizce body ‘vücut’ kelimesinin eski biçimi olarak Eski İngilizce bodig biçimi veriliyor: “hayvan veya insanın bedeni, göğsü”. Asıl anlamında ‘fıçı’ demek olduğu belirtiliyor. German kökeni ise Almancada şimdi ölmüş bulunan, aslı bilinmeyen botah kelimesine bağlanıyor.[1] Görüldüğü üzere, İngilizcede böyle önemli bir kavramı ifade eden bu kelimenin Hint-Avrupa dillerinde akrabaları bulunmamaktadır. Bu durum, İngilizcenin bu önemli ve çok kullanılan kelimesinin dışardan gelme olduğu ihtimalini artırmaktadır. Hiçbir Hint-Avrupa dilinde bir akrabası veya yakını bulunmayan bu kelime ile hem sesteş, hem de anlamdaş denebilecek bir kelime (eski) Türkçede bulunur. Türkçe bod sözcüğü ‘vücut’, ‘endam, yükseklik’ ve ‘kabile, boy’ olmak üzere birbiriyle yakından ilişkili üç anlama sahiptir. Drevnetyurkskiy Slovar’a, göre, bod I- “vücut, gövde, endam, figür”, II- “kabile, soy”.[2] Clauson’a göre, bo:d “muhtemelen ‘endem, insanın yüksekliği’; fakat en erken dönemden itibaren açıkça ‘boy, kabile’ anlamına da gelir.[3] Sevortyan’a göre ise, boy... 6- vücut, 8- insan topluluğu.[4]
Clauson’un aynı yerde belirttiği gibi bodun çoğulu olan bodun kelimesinin ‘ulus’ anlamı vermesini, Arapça nefs ‘kendi, kimse’ kelimesinin çoğulu olan nüfûsa yüklediğimiz ‘halk’ anlamı ile karşılaştırabiliriz. Zaten kimi Türk lehçelerinde bu kelimenin ‘nefs’ anlamı da vardır.[5] Anlaşılan daha sonraki bir devirde Türkçede çoğula gerek kalmadan ‘ulus’ anlamı verilmeye başlanmış, yani bod > boy kelimesi çokanlamlılaşmıştır.
İlginç şekilde, İngilizcede de yaklaşık 500 yıldır süren kullanımda, body politics gibi örneklerde, bu kelime halkı, milleti, nihayet devleti ifade etmektedir.[6] Eski Türkçede de kağanı olan, yani devletleşmiş, illeşmiş topluluklar, yani boy birlikleri bodun konumunda bulunurdu.[7] Zaten bu kelimenin, bod kelimesinin eski Türkçede başka örneklerine rastlanan –n çoğul ekiyle yapılmış bir biçimi olduğu anlaşılıyor (krş. oğul, oğlan). Günümüz Türkçesinde boy kelimesinin ‘uzunluk’ anlamı kazanması sonraki bir gelişmedir ve aslında bu gelişme tamamlanmamıştır. Zira boylu dediğimizde, tıpkı vücutlu veya kaslı dediğimizdeki gibi, belirtilen öğenin kaydadeğer büyüklükte oluşunu ifade ediyoruz. Yoksa tıpkı kassız kelimesinin “kası olmayan” değil, zayıf bir kimseyi anlatması gibi. Zaten “boyu uzun” şeklinde bir tarife ihtiyaç duyuyoruz. Öte yandan, boy kelimesi ‘yükseklik ifade etseydi, kimseye “boylu kısa” diyemezdik. Boy kendisi bir yükseklik, büyüklük, uzunluk vb. bildirmez. Nesnenin bizzat kendisinin adıdır ki, bu nesne daima canlıdır. Binanın boyu olmaz, insanın, devenin ve (çekinceli bir kullanımla) kavağın boyu olur.
Dolayısıyla sözcüğün Türkçe’deki kök anlamı ‘vücut’tur. Bu ise İngilizce kelimeyle birebir aynıdır: body = bod. İstisnasız bütün Türk dil ve lehçelerinde bulunan bu kelimenin sahipliği konusunda tereddüt olmasa gerek. İngilizcedeki durumu ise belirttik. Kelimenin kökünün belli olmadığı söyleniyor. Bu izahtan sonra Türkçeden bir alıntı olduğuna hükmetmek gerekli hale gelmektedir. Hem anlam, hem de ses ve biçim olarak bu derece benzeşen iki sözcüğün ilişkili olamayacağını düşünmek dilbilimin tüm kurallarını ve mantık sınırlarını zorlamak demektir. Burada zorladığımız veya zorluyor gözüktüğümüz tek şey, tarihi coğrafyanın sınırlarıdır. Onu da bu dizinin sonuna doğru peyderpey açıklayacağız.

3. NECK ~ YAKA
İngilizce’de neck sözcüğü: “boyun; boyun gibi şey; iki kara parçasını birleştiren dil, kıstak; boğaz; ... elbise yakası”.[8] Şöyle bir etimoloji verilir: Eski İngilizce hnecca “boyun, ense” (nadir bir kelime) < Ön-German *khnekkon ‘ense’ (krş. Eski Frizce hnekka, Orta Yüksek Almanca hnach, Almanca Nacken ‘boyun’). Yükseklikle ilgili bazı kelimeler ile akrabalık önerilmekle birlikte, German dilleri dışında kökteş başka bir kelime yoktur.[9]
Bu son hükme katılma imkânı yoktur. Zira taramalar Hint-Avrupa dilleri içinde yapılmıştır ve bulunamamıştır. Ama bu durum daha başka dillerde kökteş veya benzer kelimelerin olmayacağı anlamına gelmez. Örneğin Macarcada aynı anlama gelen nyák kelimesini çağrıştırmaması elde değil. Üstelik Macarca kelimenin telaffuzu da İngilizce neck’e şaşırtıcı derecede benzemektedir.
Pek çok örnekte Macarca ny- = Türkçe y- görüyoruz: nyál ‘salya’, krş. yala-, Türkçe l > ş geçişinin sonucu olarak oluşan yaş; zaten Macar nyálni ‘yalamak’; Macar nyár Türkçe r > z geçişinin sonucu olan ‘yaz’;[10] Macar nyirni ‘kesmek, kırkmak’, krş. ‘yirmek’.
Bu örnekler Ön-Türkçeden veya bilimde kabul edilen adlandırmayla Oğurca-Bulgarcadan Macarcaya geçişleri temsil etmektedir. Ama Türkçe –k sessizi hep muhafaza edildiği için, nyák kelimesinin dengine ulaşmakta zorluk bulunmuyor: yaka. Bu kelimenin boyun ile ilişkisinin yanında, İngilizcedeki ‘kıstak, dil, boğaz’ anlamına benzer şekilde, Türkçede “yakın, ilişkide olunan karşı taraf” anlamı vardır.
Böylece ses açısından açık olan ilgi, anlam bakımından da kuşku duyulmaz şekilde görünmektedir. Dolayısıyla Ön-German bir köke giden İngilizce neck ve Almanca Nacken kelimelerinin Macarca ve Türkçede akrabalarının olduğu görülmektedir. Macarcaya Türkçeden geçtiğine göre, nihai köken bizim dilimizde olmalıdır. İngilizcenin erken veya temel tabakasında Türkçe ile bir ilişkiyi çağrıştıran sözcüklerle ilgili örneklerimiz çok fazladır ve bu dizinin ilerleyen sayılarında vermeyi sürdüreceğiz. Bu yüzden, yorumları ileride yapmak yerinde olacaktır. Şu an için söyleyebileceğimiz şeylerden birisi, arada çok fazla tarihsel ilişki bulunmadığı için, bu geçişlerin tarihin tek (ve erken) bir anında olma ihtimalinin yüksekliğidir. Ödünçleme sözcüklerin değişik tabakalara ait olduğunu belirleyebilirsek, belki bu konuda şüpheler artar. Ancak şu an için tek bir ilişki anını ve tek bir tabakayı düşünmemiz gerekiyor. İlk örneğimiz gerekli ipucunu sunmaktadır. Big sözcüğü Fırat-Zağrosça mag’a değil, Türkçe büg’e dayandığı için, ilişki Türk dilinin ve kimliğinin oluştuğu ve oturduğu dönemde gerçekleşmiştir. Diğer örneklerin de desteklediği üzere, bu tarih Milat’tan hemen sonrasına veya en erken Milat civarlarına ait olmalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Osman KARATAY*
* Dr. Osman Karatay, Karadeniz Araştırmaları Merkezi (KaraM), Çorum.
[1] http://www.etymonline.com/index.php?search=body
[2] Nadeljaev, V. M., vd., Drevnetjurkskij slovar’ (Leningrad, 1969), s.106-107.
[3] Clauson, G., An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth Century Turkish, Oxford, 1972, s.296-297.
[4] Sevortyan, Etimologiçeskiy Slovar’ Tyurkskikh Yazıkov, -B-, Moskva, 1978, s.176-177.
[5] Clauson, a.g.e., s.297.
[6] http://www.etymonline.com/index.php?search=body
[7] Kafesoğlu, İ., Türk Milli Kültürü, 21. baskı, İstanbul, 2001, s.231.
[8] Redhouse Sözlüğü, 37. baskı, İstanbul, 2004, s.651.
[9] http://www.etymonline.com/index.php?term=neck
[10] Atilla Jorma, Hazar Berisi. Karadeniz Kültür Çevresinde Türk Dili, Haarlem, 1999, s.60.
   
Alıntı Yap
Favori
Yazdır
E-mail Olarak Gönder
İlgili Makaleler
Save this to del.icio.us

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >

AllVideos Reloaded for Joomla 1.0

Loading Clock...

Rastgele Resim

joomla_logo_black.jpg