| "BU YAĞMUR" ÜZERİNDE ONTOLOJİK BİR ÇÖZÜM |
|
|
| Yazar Yrd. Doç. Dr. Yavuz BAYRAM | ||||||||||||||||||||||
BU YAĞMUR ***
|
||||||||||||||||||||||
|
Yağmur
|
: Gökyüzünde zamanla ve değişik etkenlerle oluşan su ve buharın sıvı halde yer kabuğuna düşmesi.
|
Nefes
|
: Soluk. Aynı zamanda dua anlamında da kullanılır.
|
|
Çisil çisil
|
: Yağmurun yağışını nitelemek üzere kullanılan “ince ince, hafif hafif” anlamında bir zarf.
|
Delilik
|
: Mecnun olma durumu, aklî dengesini yitirmişlik.
|
|
Vehm
|
: Kuruntu, endişe, şüphe, korku.
|
Cin
|
:Gözle görülemeyen; ancak varlığına inanılan manevî varlık.
|
Bundan sonraki aşamada şiirdeki kelimeler arasındaki bağlantıların incelenmesi gerekmektedir. Çünkü bu kelimeler, şiirde yalnızca aralarındaki ses bağıyla ya da bireysel anlamlarıyla yer almazlar. Asıl işlevlerini aralarındaki anlam ilişkisi sayesinde yerine getirirler.
Şiirdeki kelimeler arasındaki ilişki, daha çok “tekrir, tenasüp, teşbih ve tezat” sanatlarıyla sağlanmıştır. “Bu, bu yağmur, çisil çisil” kelimelerinin tekrarıyla “nefes, yüz, kan, ten, kemik ve beyin” kelimeleri arasındaki uyum (tenâsüp) hesaba katılmadan, şiirin anlam tabakası sağlıklı şekilde değerlendirilemez. Aynı Şekilde “yağmur-nefes, yağmur-kıl, yağmur-iplik, yağmur-bıçak, yağmur-taş, yağmur-kemik, yağmur-düğün” teşbih ve bağdaştırmaları da anlam tabakasının önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Şiirdeki kelimeler, çoğu zaman gerçek anlamları dışında kullanılmışlardır. Bu durumda, kelimelerin mecazî ve diğer anlamlarının da incelenmesi gerekecektir. Bu bağlamda yağmurun “nefesten yumuşak ve kıldan ince yağması, şairin kanını boğan bir iplik ve teninde acısız yatan bir bıçak olması, yerde taş şairde kemik olarak değerlendirilmesi ve cinlerin şairin beyninde yaptığı düğün sayılması” gibi yaklaşımlar, basit bir gerçekçi yaklaşımla açıklanamayacak, ayrıca mecazî ve başka bakış açılarından da açıklanmaya muhtaç değerlendirmelerdir.
Diğer taraftan “yağmur”un aslında şairin zihninde bir mazmundan (simge) ibaret olduğu da dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Şiirde şair, aslında bilinçli ya da bilinçsiz olarak, dile getiremediği her şeyi, yağmur kelimesinin anlam çerçevesine ekleyerek, gizliden gizliye ortaya koymaktadır. Şüphesiz bu kelimenin şiirdeki anlam çerçevesi üzerinde ayrıca ve uzun uzadıya düşünmek, tartışmak gerekmektedir.
Arka yapıda yer alan ikinci tabaka, “nesne (obje) tabakası”dır. Bu tabaka, şiirin anlam açısından en dikkat çekici ve en yoğun anlamları barındıran kelimelerden oluşur. Bu anlamda, yukarıdaki şiirde göze takılan ilk ve en önemli obje, şairin “hayat” için bir mazmun olarak değerlendirdiği “yağmur”dur. Şiirde “yağmur” objesinin “hayat” anlamını güçlendiren ve gündeme getiren en dikkat çekici ifadeler, ilk dörtlüğün son iki dizesidir:
Bu yağmur, bu yağmur bir gün dinince,
Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Bir anlamda yağmurun dindiği gün, şairin ömrünün sonuna geldiği gündür. Diğer taraftan şair tarafından yağmurla bir benzerlik unsuru olarak kullanıldığı anlaşılan “kıl, nefes, iplik, bıçak, taş, kemik, delilik vehmi ve düğün” gibi ikincil objelerin asıl işlevleri, bu temel objeyi güçlendirmek ve okurun kafasında şekillenmesini; daha doğrusu okurun kafasında yağmur objesi etrafında şüpheler uyandırılmasını ve çeşitli çağrışımlara imkan verilmesini sağlamaya yöneliktir.
İşlevlerinin daha iyi kavranmasını sağlayacağından, yağmurla bu ikincil objeler arasındaki ilgiyi somutlaştırmak amacıyla hazırlanan aşağıdaki tablo yararlı olacaktır:
|
Benzetme Ögesi 1
(Benzetilen)
|
Benzetme Yönü
(Vech-i Şebeh)
|
Benzetme Ögesi 2
(Kendisine Benzetilen)
|
|
yağmur
(hayat, ömür)
|
“ince”
“yumuşak”
“kanı boğmak”
“acısız yatmak”
“yerde olmak”
(……..)
|
kıl
nefes
iplik
bıçak
kemik
delilik vehmi
düğün
|
Ontolojik analiz metoduna göre, nesne tabakasının hemen ardında karakter tabakası yer almaktadır. Yeri geldiğinde obje tabakasıyla birlikte de incelenebilecek olan bu tabakada, şiirdeki şahsa ya da başkalarına ait birtakım ruhsal ve kişisel ipuçları bulunabilir. Ancak bu özellikleri tespit ederken, obje tabakasının göz önünde bulundurulması; hatta bu ipuçlarına, karakterlerle ve objeler aracılığıyla ulaşılması gerekir.
Şu halde eldeki objeleri ve bu objelerin şiirdeki işlenişlerini değerlendirdiğimizde, karşımıza “somut ögelerle soyut kavramlar arasında bağlantılar kuran, hayata ve geleceğe dair ümitleri yeni yeni şekillenmeye başlamış, gittikçe inancı ve ümidi güçlenmekte olan, hayatın değişik unsurları üzerinde iç dünyasında kılı kırk yararcasına ince hesaplar yapan; ancak her şeye rağmen kafası karışık bir insan” portresi çıkmaktadır. Bu portre, bizi hiç şaşmadan ve tereddüt etmeden, şâirin arayışlar devresine; yani 1930’ların Necip Fâzıl’ına götürür. Nitekim bu şiir, Çile’de 1934 tarihiyle yer almaktadır.
Şiirde son olarak alın yazısı tabakası incelenir. Bu en yoğun, en karmaşık tabaka, şâirin bu şiirle ulaştığı son noktayı da ifâde eder. Bu tabaka, şiirde hiçbir zaman alenî değildir. Çünkü bu tabaka, şâirin bilincinden çok, psikolojik ve duygusal yoğunluğunun eseridir ve çoğu kez şâir de bu tabakaya tam olarak vâkıf değildir. Şiirin ses tabakasında kendini hissettiren edilgen görünümlü ama inançlı ve ümit dolu hava; karakter tabakasında karşımıza şâirin kişiliğiyle ilgili ipuçlarını çıkarmıştı. Şimdi ise bütün insanlık için ortak ve mutlak bir alınyazısına götürüyor: Şairin bahsettiği yağmur, aslında hayatın kendisidir ve bir gün “kıldan ince, nefesten yumuşak yağan bu yağmur” dinecek; başka bir ifadeyle hayat yolculuğu bitecektir. Bundan şairin de başka bir insanın da kaçınabilmesi mümkün değildir. Çünkü bu, insanlığın ortak alın yazısıdır (kader).
Görüldüğü gibi, hiçbir kasıt güdülmeksizin, tamamen rastgele seçilen “Bu Yağmur” şiiri, ontolojik analiz metodu ile tahlile uygun bir yapıdadır. Dahası bu metod, şiirin reel (somut) ve irreel (soyut) yönlerini; yani iç ve dış yapı özelliklerini gözlemlemede birçok avantajlar sağlamaktadır. Kanaatimizce bu tür yaklaşımlar, eski ve yeni döneme ait Türk şiiri tahlilleri için yeni ufuklar açacak nitelikte görünmektedir.
*** Necip Fâzıl Kısakürek, Çile, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul 1987, s.298.
Yanlız Kayıtlı Kullanıcılar Yorum Yazabilir.
Lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.
Favorilerime Ekle (0) |
Alıntı Yap | Gösterim: 66 İlk Yorumu Siz Yapın |
![]() |
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved
| Sonraki > |
|---|
| Türkoloji |
| Edebiyat |
| Şiirler |
| Öyküler |
| Makaleler |
| Denemeler |
| Röportajlar |
| Türk D. Konuşma Klavuzu |
| Kitap Tanıtımı |
| Şairler |
| 900 Kitap Özeti |
| Bugün | 57 |
| Dün | 239 |
| Bu hafta | 1666 |
| Bu ay | 5954 |
| Toplam | 68344 |