| ANGLO-TURCICA: TÜRK-İNGİLİZ DİL İLİŞKİLERİNİN EN ESKİ YADİGÂRLARI (V) |
|
|
| Yazar Yrd. Doç. Dr. Osman KARATAY | ||||
|
8. SAY ~ SAV, SÖYLE- Bu dizinin 3. makalesinde tell ~ dil benzerliğine değinirken, aynı kavramı ifade eden İngilizce fiillerden say “demek, söylemek” ile de Türkçe saymak ve söylemek fiilleri arasında ilgi kurulabileceğini belirtmiştik. Önce sesçe yakın, anlamca uzak olan birincisine bakacağız. Ondan da önce bunları kendi arasında tartalım.
Söylemek ile saymak arasında bir anlam ilişkisi olsa gerektir ki, bunların Türkçedeki fiil kökleri birbirine çok benzer: sö ve sa. İngilizce tell ‘demek’ fiilinin etimolojisi yapılırken hem bu kelimenin eski anlamlarında, hem de German ailesi içindeki yaşayan soydaşlarında ‘saymak’ anlamı öne çıkar. Kimilerinde bu iki anlam birlikte kullanılır. Fransızcada conter ‘saymak’ > raconter ‘söylemek’ şeklinde benzer bir gelişme vardır. Aynı gelişmenin paraleli çağdaş Almancada geçer: zählen ‘saymak’ > erzählen ‘anlatmak’. İtalyan contare ve İspanyol contar fiilleri “saymak, söylemek, anlatmak” manasındadır.[1] Türkçede bile bugün sayıp dökmek derken anlatmayı kastederiz. Saymanın ‘saygı’ boyutu ve bununla alakalı olan san “unvan, rütbe” kelimesi herhalde rakamlardan ziyade, anlatma (> tarif) ile ilgilidir. Zira, nihai kökü aynı yere gitmekle birlikte, saw kelimesi (bugün “iddia, tez” anlamıyla sav biçiminde kullanıyoruz) hem ‘söz, haber’ anlamındadır, hem de “şöhret, ün, şan” anlamını verir.[2] Eski kaynaklar Türkçede bunun kullanımına dair bir ipucu vermiyorlar. Ve maalesef Macarcada da benzer bir durum gözükmüyor. Belki de yukarıdaki tüm paralel gelişmeler bizdeki sayıp dökmenin eşzamanlısı olarak gerçekleşmiştir. Bu belki hayal kırıklığı yaratabilir ama İngilizce say fiilinin akrabaları ve ataların hiçbirinde “(sayı) saymak” anlamının bulunmayışı bize anlamlı gelebilir. İlginç ve çapraz bir inatlaşma durumu ile karşı karşıyayız. Anlam ilgisi okları paralel gittiğinde ses ilgisi çaprazlaşmakta, veya tersi olmaktadır.
İng. Tür.
Kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, bugün iki dilde de söyleme ile (sayı) saymak fiillerinin günlük kullanımda tastamam ayrılmış olmasıdır. Türkçede saymak fiili tek başına kaldığı durumlarda rakamlara tahsis edilmiştir. İngilizcede ise rakamların ihtiyacı Latince asıllı kelimelerle giderilir. İngilizce tell fiiline tek bir anlam yüklediğinde, Türkçede ise saymak fiilini istihraç ettiğimizde düzen tutturulur.
İng. say fiilinin diğer German dillerinde bariz karşılıkları vardır ama geniş Hint-Avrupa ailesi içinde sıkıntı baş gösterir.[3] Sadece Litvanca sakyti “söylemek” fiili doğrudan bununla ilgili gözüküyor. Her halükarda kelimenin HA anadiline giden bir tarihinin olması kuşkulu gözüküyor, zira doğu dillerinde (İran, Hint, Slav, Ermeni vb.) hiç geçmiyor. Bu yüzden HA *sokei- (< *seq- “işaret etmek”) kurulumu tamamen farazidir. Kilise Slavcasındaki soçiti “göstermek” fiilinden ziyade, sab, söz, söy- gibi kelimeleri olan Türkçe ile (Türkçeden geçtiği söylenen) sző ‘söz’ ve beszélni ‘konuşmak’ fiilindeki szé köküne sahip olan Macarcanın kelimeleri, incelediğimiz İngilizce kelime ve onun soydaşlarına, kökteşlerine daha yakındırlar. Burada HA sınırlarını aşan bin durumla karşıyayız ve Türkçe ile Macarcanın İngilizce ve German ailesine müdahalesi ilk kez gerçekleşmiyor. Bu dizideki yeni örneklerde göreceğimiz üzere, son kez de gerçekleşmeyecek.
9. ELL, ELBOW ~ EL
Eski İngilizcede
Peki Türkçe el’in buradaki yeri nedir? Türkçe Hint-Avrupa ailesinden olmadığından ve bu aile, tüm diğerleri gibi, eskiçağda fanus içinde korunup geliştiğinden, ilgili olmasını düşünemeyiz. En fazla tesadüfe bağlarız.
Halbuki, buradaki kuruluma destek veren kelimelerin hiçbirinde, bizzat kurulumun kendisinde İngilizce ell kelimesinin anlamı bulunmuyor. Hatta seslerde bile sorun var. Dirsek başka birşeydir.
İngilizcedeki ilk ell’in anlamının dirsekle alakalı olamayacağını bu dildeki diğer bir kelime gösteriyor: elbow ‘dirsek’. Bu kelime daha ilk bakışta görüleceği üzere, ilk kelimeye bow ‘yay’ (< Eski İng. boga) kelimesi eklenerek yapılmıştır.[5] Yani: Ell dirsek değildir, eldir. Ele yay, yani kıvrılacak bir yer eklenince dirsek oluyor. Burada da HA kurulum çok zayıf kalıyor ve İngilizce kelimeyi açıklamada Türkçeye müracaat daha iyi neticeler veriyor.
10. ACHE ~ ACI
Bugünkü ache “acı, ağrı” kelimesi Orta İngilizcede æche ve Eski İngilizcede æce biçimde geçiyordu. Diğer German dillerinde karşılığının olmamasına bakılmayarak, yani sorgusuz sualsiz yerli bir sözcük olarak
Türkçe acı’nın eski biçimi şaşırtıcı şekilde, tıpkı İngilizce ache’nin telaffuzu gibi, açı’dır.[7] Anlamda ise bir değişme yoktur. Dünyada anlam ve sesçe bu kadar çok benzeşen iki kelime bulmak, bulduktan sonra da ilgisiz olduklarını söylemek çok zor olsa gerektir.
[1] http://www.etymonline.com/index.php?l=t&p=5
[2] Kaşgarlı, DLT (4. baskı), IV, s.498-499. Paralel bir durum olarak bkz.: Macarcada da hír ‘haber’ kelimesinden híres ‘ünlü’ gelişmiştir.
[3] Köken önerisi için bkz. http://www.etymonline.com/index.php?l=s&p=5.
[4] http://www.etymonline.com/index.php?l=e&p=3
[5] http://www.etymonline.com/index.php?l=e&p=2
[6] http://www.etymonline.com/index.php?l=a&p=3 [7] Kaşgarlı, DLT (4. baskı), IV, s.2-3. Yanlız Kayıtlı Kullanıcılar Yorum Yazabilir. Favorilerime Ekle (0) | Alıntı Yap | Gösterim: 36
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Türkoloji |
| Edebiyat |
| Şiirler |
| Öyküler |
| Makaleler |
| Denemeler |
| Röportajlar |
| Türk D. Konuşma Klavuzu |
| Kitap Tanıtımı |
| Şairler |
| 900 Kitap Özeti |
![]() |
tuğba(uslu) (2008-01-18 05:19:05) |
![]() |
ali(aLi veLi deLi) (2008-01-16 03:19:30) |
![]() |
hakan mert(sempatik_edebiyatci) (2008-01-05 13:39:04) |
![]() |
Zeynep ŞAHİN(Rahvan) (2008-01-03 08:04:14) |
![]() |
suay(yarensu) (2008-01-02 15:33:31) |
| Bugün | 57 |
| Dün | 239 |
| Bu hafta | 1666 |
| Bu ay | 5954 |
| Toplam | 68344 |